Masai Ülkesinde Mülteci Kamplarına Serdim Seccademi – 1
Masai Ülkesinde Mülteci Kamplarına Serdim Seccademi – 1
YORUM - İbrahim Sediyani
Çarşamba, 23 Kasım 2011 21:55



Anne ve babanın aşırı ilgi ve hassasiyetinden dolayı onlarla tartışmayan, sorun yaşamayan genç yoktur. Hemen hemen her delikanlı, babasından “Baba olduğunda beni anlarsın” veya her genç kız annesinden “Anne olduğunda beni anlarsın” sözlerini işitmiştir. Bu sözleri pek ciddîye almayan gençler, anne veya baba olduklarında, ne ilginçtir ki, kendi çocuklarına karşı da aynı davranışları gösterirler.
Çocuklarımız, bizim herşeyimizdir. Üzerlerine titreriz onların. Onlar için yapmayacağımız fedakârlık yoktur. Açlıklarını kendi açlığımızdan, hastalıklarını kendi hastalığımızdan fazla dert ederiz.
Seveceksin elbette ki. Senin çocuğundur. Onu sevgiyle, şefkatle büyüteceksin.
Ancak, senin çocuğunun sahip olduğu şansa sahip olmayan milyonlarca çocuk var yeryüzünde. Yetim çocuklar var, açlıktan ölen çocuklar var, sokaklarda yatan evsiz çocuklar var, dilencilik yapan çocuklar var, zorla çalıştırılan çocuklar var, savaş ortamında büyüyen çocuklar var.
Onlara karşı neden duyarlı değilsin? Yaşadıkları drama neden seyircisin? Onların yardım çığlıklarını niye duymuyorsun?
Oysa tüm çocuklar, tek millettir. Nerede doğar ve yaşarsa yaşasın, derisinin rengi ve konuştuğu dil ne olursa olsun, çocuk çocuktur.
Çocuklar, tek millettir.
Ve hepsi de senin çocuğundur. Dünyadaki tüm çocuklar senindir.
Kongo’da, Kenya’da, Somali’de açlıktan ölen çocuk, senin çocuğundur. Senin öz be öz çocuğundur bir dilim ekmeğe muhtaç olan.
Peru’da, Panama’da, Ekvator’da karın tokluğuna çalıştırılan çocuk, senin çocuğundur.
ABD’de, Kolombiya’da, Hollanda’da uyuşturucu kullanan çocuk, senin çocuğundur.
Pakistan’da, Hindistan’da, Sri Lanka’da okula gönderilmeyen ve “bilinçli” olarak cahil bırakılan kız çocuğu, senin çocuğundur.
Tayland’da, Filipinler’de, Myanmar’da henüz 10 – 11 yaşında fahişelik yaptırılan, küçücük bedenini “turist” maskesi altında oraya gelen Avrupalı beyaz adamlara pazarlayan küçük kız çocuğu, senin çocuğundur.
Almanya’da, Belçika’da, Fransa’da bir oyun parkında oynarken veya sabah vakti sırtında çantasıyla okul yolunda kaçırılıp tecavüz edilen ve haftalar sonra küçücük cesedi bir ormanda veya otoyol kenarındaki bir parkta bulunan çocuk, senin çocuğundur.
Nikaragua’da, Ruanda’da, Burundi’de, Kamboçya’da küçücük ellerine boyundan büyük ağır silâhlar tutuşturulup savaştırılan, hiçbir zaman kazanan bir tarafın olmadığı sonu gelmez iç savaşlarda “savaşçı” olarak kullanılan çocuk, senin çocuğundur.
Irak’ta, Lübnan’da, Afganistan’da başına bombalar yağdırılan, füzelere hedef olan çocuk, senin çocuğundur.
Dünyadaki tüm çocuklar, tek millettir. Hepsi de senin çocuğundur.
Her çocuk senindir.
Ya Türkiye’deki çocuklara ne demeli? Dünyanın her bir köşesindeki çocuklar senindir de, kendi öz ülkendeki, memleketindeki çocuklar senin değil mi?
Senindir.
Bütün çocuklar senindir.
Van’da, Erciş’te, depremde yıkılan evlerinin enkazı üzerine kurulan çadırda bu kış günü soğuktan tir tir titreyen, annesinin nefesiyle ısıttığı çocuk, senin çocuğundur.
Çocuk yuvalarında dövülen, tekmelenen, kafasına demir çubuklarla vurulan çocuk, senin çocuğundur.
Büyük şehirlerde zorla dilencilik yaptırılan, sokaklarda yatan, kapkaççı olan, hırsızlık yapan çocuk, senin çocuğundur.
Henüz beşikteyken kiminle evleneceği kararlaştırılan, “başlık parası” adı altında hangi zengin aileye kaç paraya satılacağı karara bağlanan kız çocuğu, senin çocuğundur.
Daha ilkokul çağında bizzat teslim edilen eller tarafından beyinleri yıkanan, sözde “okul” (!) adı verilen “resmî öğütüm kamplarında” her tür insanlıkdışı, ırkçı ve şoven fikirler aşılanan, “putperest” olarak yetiştirilen çocuk, senin çocuğundur.
Senin öz be öz çocuklarındır bu çocuklar.
Her çocuk senindir.
* * *
Bazı hayvanlar karada, bazı hayvanlar suda, bazı hayvanlar da havada yaşarlar ancak demek ki insan, her üç yerde de yaşayabiliyormuş.
Son bir buçuk aylık zamanımı “havada yaşayan bir canlı” olarak geçirdiğimi söylersem, sanırım mübalağa olmaz.
Önce Eylül ayının ortasında, bir dizi konferansın dâvetlisi olarak İran’a gittim. Almanya’nın Frankfurt şehrinden Avusturya’nın başkenti Viyana’ya uçtum, ordan da İran’ın başkenti Tahran’a. İran’da bir hafta kaldıktan sonra, Tahran – Frankfurt arası direk uçuş yaparak Almanya’ya geri döndüm.
Almanya’ya döneli daha bir hafta olmuşken, memleketteki yaşlı babamın aniden rahatsızlandığı, hastaneye kaldırıldığı haberini aldım. Hemen ilk uçakla Frankfurt’tan direk uçuşla Elâzığ’a, ailemin yanına gittim. Bir hafta da Elâzığ’da kalıp, ordan İstanbul’a, İstanbul’dan da Frankfurt’a uçtum ve Almanya’ya yeniden geri döndüm.
Onun da üzerinden henüz fazla bir zaman geçmemişken Kurban Bayramı kapıya dayandı ve benim için bu kez önceden planlanmış ve fakat uzun, çoook uzun bir yolculuk vakti geldi. Tamamı “hava yolculuğu” olmak üzere, 3 Kasım günü Almanya’nın Köln şehrinden İstanbul’a, 4 Kasım günü İstanbul’dan Katar’ın başkenti Duha’ya, 5 Kasım günü Duha’dan Kenya’nın başkenti Nairobi’ye, 10 Kasım günü Nairobi’den Duha’ya, 11 Kasım günü Duha’dan İstanbul’a, 12 Kasım günü de İstanbul’dan Frankfurt’a...
Kurban Bayramı’nı Afrika ülkesi Kenya’da, ülkelerindeki açlık ve kuraklıktan dolayı hîcret edip gelmiş olan Somalili mültecilerin kaldığı Dadaab Mülteci Kampı’nda geçirdim.
İnsanlığın karşı karşıya kaldığı en büyük açlık ve kuraklık felâketi nedeniyle yurtlarını terk edip “Ölüm Yürüyüşü” adı verilen ve günler süren yolculuk sonucu geldikleri Kenya’nın Kuzeydoğu ilinin Dadaab ilçesinde, Dadaab Mülteci Kampı’nda kalan Somalililer, halen en acil barınma ve sağlık yardımına ihtiyaç duyuyorlardı.
Bundan üç ay önceki mübarek Ramazan ayında, Ağustos günlerinde Somali’de başgösteren açlık ve kuraklık nedeniyle yüzbinlercesinin hayatını kaybettiği, yüzbinlercesinin de yurtlarını terk edip Kenya topraklarına hîcret ettiği Somalili mültecilerin durumu, gerçek anlamda bir insanlık trajedisi halini almış durumdaydı. Somali sınırına 100 km mesafede bulunan Dadaab Mülteci Kampı’nda yaklaşık 650 bin mülteci kalıyordu.
Afrika Boynuzu’nda bulunan Somali ve bu ülkeden Kenya’ya göç edip Dadaab kentindeki mülteci kampında kalan Somalililer, büyük bir insanî trajedi ile karşı karşıyaydılar. Bölgeye acilen insanî yardım ulaştırılmalıydı.
Bu amaçla gittim.
Beni oraya gönderen, Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya (Nordrhein – Westfalen) eyaletinin Kolonya (Köln) şehrinde bulunan ve kısa adı WEFA olan “Weltweiter Einsatz für Arme” adlı insanî yardım kuruluşu. Kurumun Almanca olan ismini “Fâkirler İçin Dünya Çapında Girişim” şeklinde tercüme edebiliriz.
Dünyanın pekçok ülkesinde muhtaç durumdaki insanlara insanî yardım ulaştıran ve özellikle kurban bayramlarında bunu kurban eti kesimi ve dağıtımı şeklinde ifâ eden bir kuruluş olarak WEFA, bu yılki Kurban Bayramı’nda, beni Kenya’ya gönderiyordu.
Ülke ülke gezerek, şehir şehir yaşayarak, cilt cilt kaleme alarak, bölüm bölüm anlatarak ve paragraf paragraf okuyarak “geçmişten bugüne taşıdığımız” ve “bugünden başlayarak nesilden nesile aktarılacak olan”, kimi yerlerinde neş’elenip tebessüm ettiğimiz, kimi yerlerinde hüzünlenip içlendiğimiz, kimi yerlerinde öğrenip de hayret ettiğimiz, kimi yerlerinde okuduklarımız üzerinde düşünüp tefekkür ettiğimiz ve şu fanî ömrümüzde, son nefesimizi verip Râbbimiz’in huzuruna çıkarken “geride bıraktığımız bir eserimiz olsun” gayesiyle emek verdiğimiz “Seyahatname”mizin daha önceki ciltlerini takip etmiş olanlar, WEFA adlı kuruluşu çok yakından tanıyorlardır.
Bir önceki Kurban Bayramı’nda yaptığım Arnavutluk ve Makedonya gezisini de aynı WEFA kanalıyla, aynı “WEFA Gönüllüsü” sıfatıyla ve aynı amaç ve hedefler uğruna yapmıştım ki, siz sevgili gönüldaşlarımız o Arnavutluk ve Makedonya gezisini “Balkanlar’ın En Kilitli Kapısından İçeri” adıyla, “Seyahatname”nin 5. cildi olarak okumuştunuz.
“Seyahatname”nin 6. cildi olan ve 7 günlük İran gezisini kaleme aldığımız “Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda” adlı gezi ise, başka bir kardeş yayın organında halen devam etmektedir.
“Seyahatname”nin 7. cildi olarak okuyacağınız “Masai Ülkesinde Mülteci Kamplarına Serdim Seccademi” adlı bu gezi de, 5. cilt olan Balkan gezisiyle aynı amaç ve felsefeye sahip bir gezi.
Bir Asya ülkesi olan Katar’ı ve bir Afrika ülkesi olan Kenya’yı kapsayan bu 7 günlük gezi, üç farklı ülkede bulunan üç farklı kuruluş tarafından organize ediliyor: Almanya’nın Köln şehrinde bulunan Weltweiter Einsatz für Arme (WEFA) (bilgi ve iletişim için www.wefa.org), İstanbul’da bulunan İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsanî Yardım Vakfı (bilgi ve iletişim için www.ihh.org.tr) ve Kenya’nın başkenti Nairobi’de bulunan Road International (bilgi ve iletişim için www.road-international.org).
Toplam 7 günlük bu gezide ana hedef sadece Kenya; Ortadoğu’daki ve Fars Körfezi kıyısındaki Katar sadece geçiş ve aktarma güzergâhı. Ancak Katar’da gerek gidişte olsun gerek dönüşte, her ikisinde de birkaç saat değil, neredeyse yarımşar gün beklediğimiz için, bu küçük ülkede bir tam gün geçirdik sayılır.
Kenya topraklarında 6 gün kaldık. Bunun 4 gününü Dadaab Mülteci Kampı’nda, 1 gününü Dadaab ilçesinin bağlı bulunduğu Garissa il merkezinde, bir gününü de ülkenin başkenti Nairobi’de geçirdik.
“Masai Ülkesinde Mülteci Kamplarına Serdim Seccademi” adıyla okuyacağınız bu cilt, elbette ki hem “yapılan iş” hem de “yapılan gezi” bakımından oldukça önemli.
“Yapılan iş” bakımından anlatmaya sanırım gerek yok. Bir hayır faaliyetinin, insanlık için yapılan bir hizmetin içinde bulunmak, en başta o işi yapana “insan olduğunu hatırlatan” bir âmeldir.
Ocak 2006’da Pakistan’ın Keşmir bölgesinde depremzedelere bir kamyon dolusu yardım (bireysel inisiyatif), Mayıs – Haziran 2010’da abluka altındaki Gazze halkına insanî yardım götüren Mavi Marmara gemisiyle yolculuk (İHH), Kasım 2010’da Arnavutluk’taki fâkir köylere kurban yardımı (WEFA) eylemlerinden sonra, Kasım 2011’deki bu Dadaab eylemi, son 5 yıl içinde bana “insan olduğumu yeniden hatırlatan” dördüncü eylemim.
“Yapılan gezi” bakımından da anlatmaya sanırım gerek yok. Kenya bir Afrika ülkesi, daha ne olsun? Bundan ötesi var mı?
Kenya, tâ lise dönemlerimden beri çok yakın ilgi duyduğum bir ülke. Şiirlerimde, yazılarımda andığım bir ülke. Bu aşırı ilgiden dolayı da, hiç gitmesem de çok ama çok yakından tanıdığım, hakkında fazlaca şey bildiğim bir ülke. Ve bendeki bu ilgi, salt Kenya’ya değil, Siyâh Afrika’nın tüm ülkelerine karşı var.
Geçen yılki Kurban Bayramı’nda gittiğim Arnavutluk ve Makedonya, gitmeden önce haklarında hiçbir şey bilmediğim, gerçek anlamda câhil olduğum ülkelerdi. O ülkeleri, orada tanıdım.
Fakat bu kez öyle değil; bu yılki Kurban Bayramı’nda durum tamamen farklı. Kenya, hiç gitmemiş olsam da benim çok iyi tanıdığım, tarihinden coğrafyasına, etnik topluluklarından konuşulan dillerine, san’atından edebiyatına, çok ama çok iyi bildiğim bir ülke.
Bu gezi, onlarca açıdan önemli ancak galiba en önemlisi şu: Kenya’nın başkenti Nairobi, “ekvator” (0º) çizgisinin biraz güneyinde ve ben oraya gitmekle, hayatımda ilk kez “dünyanın öbür yarısına” gittim.
Güney Yarımküre’ye.
* * *
4 – 11 Kasım 2011 tarihleri arasında gerçekleştirdiğimiz 7 günlük Afrika Boynuzu gezisini anlatan “Masai Ülkesinde Mülteci Kamplarına Serdim Seccademi”adlı bu yeni seyahat dosyamızda, sizlere Kenya topraklarını gezdirecek, “dünyanın en büyük mülteci kampı” olan Dadaab Mülteci Kampı’na götüreceğiz. Sizlerle aynı kaygılara ve ortak geçmişe sahip oldukları halde, sizden kopartılan, uzaklaştırılan o coğrafyaların, o güzelim toprakların kokusunu sunacağız sizlere.
Öz kardeşleriniz oldukları halde biribirinize yabancılaştırıldığınız, biribirinizi artık hiç tanımadığınız ve anlamadığınız o güzel insanları, Kenya’nın o insan canlısı, dost canlısı, kardeşlik canlısı insanlarını, o sıcak ve sevecen, en hafif sevinçleri ve en ufak gülümsemeleri dünyaya bedel olan güzel insanlarını evlerinizin içine kadar getirmek arzusundayız.
Kenya’da yaşayan yerli kardeşleriniz, Kilimanjaro Dağı’nın eteklerinde sizler için topladıkları çiçeklerle, Kenya’da yaşayan mülteci kardeşleriniz ise çadırlarında yetiştirdikleri çiçeklerle, evlerinize misafir olmak istiyorlar.
Misafirlere kapınız açık mı?
BAYRAKLAR:
ﻘﻄﺭﺩﻮﻠﺔ / Katar Devleti
Jamhuri ya Kenya / Kenya Cumhuriyeti

Yazarımızın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Tags:
Çarşamba, 23 Kasım 2011 22:11 tarihinde güncellendi
 

Yorum ekle

Roboski Kurbanları

Önceki Sonraki

İstanbul'un Göbeğinde En Anlamlı Mesaj

İstanbul'un Göbeğinde En Anlamlı Mesaj

      Genc Siviller'in, 28 Aralik 2012 Cuma gunu, Uludere'yi hatirlatmak icin, Istiklal Caddesi'nde yaptigi eylemin videosu. Bir yil once bugun, Sirnak Uludere'de insanlarin uzerine kagit degil, bomba yagmisti.               {youtube}r7z_6EDSbt4{/youtube}   siirtteno...

Roboski İçin Bir Şiir

Roboski İçin Bir Şiir

  Bir sabah, Ansizin gelirler, Beni mahsum rüyalarim dan uyandirip Ellerime kelepçe takarlar. Sonra karanlik ve soğuk bir zindana götürüp, varliğima işkence ederler. Bir Sabah, askerlerini, uçakalrini, tank ve toplarini hazirlayip gelirler. Beni topraklarimdan, arkadaşlarimdan ve Yâr dan koparirlar. Bir sabah, ...

Ben Salih Encü- Roboski Öyküleri 34

Ben Salih Encü- Roboski Öyküleri 34

  "İSTATİSTİK DEĞİL, “İNSAN”IM! BENİM DE BİR HİKAYEM VAR"   Ben Salih Encü’yüm; Roboskî‘de açıldı gözlerim yalan dünyaya.. Yedi nüfuslu bir aile idik.. Kaçağa gitmediğim zamanlar, yerim anamın dizinin dibiydi, gözbebeği idim ben onun. Fakat kader, ne yaparsın... İki ağabe...

Ben Seyithan ENÇ- Roboski Öyküleri 33

Ben Seyithan ENÇ- Roboski Öyküleri 33

  "İSTATİSTİK DEĞİL, “İNSAN”IM! BENİM DE BİR HİKAYEM VAR"   Ben Seyithan Enç'im; 1990 yılında, havanın kurşun gibi ağır olduğu günlerde, Rosboki'nin yanı başındaki Gülyazı köyünde dünyaya geldim... Liseye kadar her dönem ya takdir ya da teşekkür getiriyordum. Ama bizim buralarda karı...

Ben Muhammed Encü- Roboski Öyküleri 32

Ben Muhammed Encü- Roboski Öyküleri 32

  "İSTATİSTİK DEĞİL, “İNSAN”IM! BENİM DE BİR HİKAYEM VAR"   Ben Muhammed Encü’yüm; Bir yuvanın on üç yaşındaki ilk göz ağrısı, müşfik bir ağabey, yuvasına düşkün bir güvercinim… Fakirlikten gayrı derdimiz yoktu, onu da pek dert edinmiyor, hamd edip gidiyorduk… Da...

ZİYARETÇİLERİMİZİN SON YORUMLARI

Foto Galerimizden Rastgele

SİİRT HABERLERİ BURADA

Resim
Mısır Ve Rojava Yangın Yeriyken Siirt "Çepik Çepik " Diyebilir mi ? GN_Break Cumartesi, 17 Ağustos 2013 GN_Break TRT Şeş'te yayınlana Çepik programı, Mısır ve Rojava'da yaşanan acılar doruğa ulaşmışken Doğu ve... Devamını oku...
  • Son Yazıları
  • Son Şiirler
News image

LİCE ‘DE HAZİRAN HAZAN

  Mehmet Çobanoglu     LİCE ‘DE HAZİRAN HAZAN   İsyan bayrağı omuzlarında Taşıdığı sancak umut kuşağı Yeryüzüne güneş taşıyan Koynunda sevdası eks...

News image

KAĞIZMAN HEP GÜZELDİR

  Mehmet Çobanoglu   KAĞIZMAN HEP GÜZELDİR   Bağı var bahçesi var birde güzel Aras’ı Gülleri güne bakar sabah- akşam arası Kaysısına doy...

News image

BEDENİMİ YERE SERİN

  Mehmet Çobanoglu   BEDENİMİ YERE SERİN   Kışlar cüceleşti kar yağmıyor Güneş uzaklarda yaz gelmiyor Günleri özledim sevdiceğim Geceler uzadı, gün doğ...

News image

GEZİ PARKI

Mehmet Çobanoglu   GEZİ PARKI   Kılıçlardan kan damlıyor Yavuz fırtınasıdır Taksim’e esen Gezi Parkı yaralı Ölüm üşüştü ağaçlara Güller yasta, bahar ağlıyor olanlara...

News image

BARIŞ SEVİNCİ

  Mehmet Çobanoglu   BARIŞ SEVİNCİ   Barış sevincidir Acılardan akıp gelen Gecenin Rahmine düşen şafaktan sonra Sessiz bir aydınlık zuhur ediyor Güneş Tüm vakurluğuyla Yaşama selam dur...

News image

YÜREĞİNE SEVİNÇ DOLSUN

  Mehmet Çobanoglu   YÜREĞİNE SEVİNÇ DOLSUN   Gül çocuğum gül Ne olur gül Matem, acı, dert Kalmasın içinden Emsallerinle Güle oynaya el ele Kırlara koş hep...

News image

KÜÇÜK İNSANDAN BÜYÜK AŞKA

Gülten Kahraman Tüm Şiirleri İçin Tıklayınız     KÜÇÜK İNSANDAN BÜYÜK AŞKA   (mecbur doğmaktır bazen hayat...) en asiler de biter ya hani? ...

News image

ON SEKİZ MAYIS

Mehmet Çobanoglu   ON SEKİZ MAYIS   Karanlığın içindeki Işıltıları yara sardı; Munzur’un başı kışla dertte! Gecenin ayazı bedenleri sarsarken, Dağları inleten Birkaç hain kurşun, ...

News image

İhanete Uğrayan Şehir

Mehmet Şirin BULĞA   İHANETE UĞRAYAN ŞEHİR   Seni terk ediyorum, Yüreğimde seni bırakarak. Al hepsi senin olsun, Anılarım, acılarım, sevdalarım.   Sevdamı erteliyorum, İçimi kanatara...

News image

BEKLENEN BARIŞ

Mehmet Çobanoglu   BEKLENEN BARIŞ   Yıldız huzmelerinden Karanlığı dökülen ışınlar Bu gece son gece Bir şafak sancısıdır Ulu dağlar ardından Bir kızıl güneş doğuyor ...

News image

1 MAYIS TAKSİM

  Mehmet Çobanoglu   1 MAYIS TAKSİM Kapatmışlar her sokağı her bir yolu Tanklı, toplu caddelerde panzer dolu Engelleri yıkacağız, aşacağız Taksim’e gid...

News image

1 MAYIS DİRENİŞİ

Mehmet Çobanoglu     1989’da Şişhane’de 1 resmi polis tarafında şehit edilen Mehmet Akif Dalcı anısına... 1 MAYIS DİRENİŞİ...

Yeni Süreçte Kürtlerin Statüsü Ne Olmalı?

Yeni Süreçte Kürtlerin Statüsü Nasıl Olmalı
 

Foto Galeri Kategori Listesi

Sitemizin yeni logosunu nasıl buldunuz?
 
Siirt Belediyesi'ni Hangi Parti Kazanır?
 

Üye Girişi

Foto Galerimizden seçmeler

Önceki Sonraki

Siirt'te Günün Fotoğrafı (27/05/2013)

Siirt'te Günün Fotoğrafı (27/05/2013)

Siirt sokaklarında karşımıza çıkan görüntüleri sizinle paylaşmaya devam ediyoruz. İşte yürürken karşılaştığımız bir görüntü.   Bugünkü Fotoğrafı yazarımız Muhammed Kayran Çekti. Kayran'ın "Parsekê Kûsî(Kaplumbağa Dilenci)" adını verdiği görüntüde sabahın ilk saatl...

Wêne-Galerî: Bajarê Sêrtê Buye Bûkek Sipî

Wêne-Galerî: Bajarê Sêrtê Buye Bûkek Sipî

Bi çend rojane bajarê Sêrtê bi hatina berfê xwe mîna bûkek di nava bukaniyek sipî de xemiland. Dar, zevî û kolan cilên sipî li xwe kirin. Zarok, keç û xortên ciwan mîna govendek li dawete bi berfê re leyîstin.

Siirt'ten Muhteşem Kar Manzaraları

Siirt'ten Muhteşem Kar Manzaraları

  Siirt'te aralıksız iki gün süren kar yağışının hayatı olumsuz etkilediğini çocuklar, gençler ve fotoğrafçılar kabul etmiyor. Siirt'ten Öte olarak bu kar yağışının Siirt'i nasıl bir manzaraya büründürdüğünü görmek ve o manzaraları ölümsüzleştirip değerli okuyucularımızla paylaşmak is...

BU NEHİR BÜYÜLÜYOR

BU NEHİR BÜYÜLÜYOR

Dünyaca ünlü ve dünyanın en güzel nehri olan Cano Cristales, içinde bulunan farklı renklerdeki algler nedeniyle sarıdan kırmızıya, yeşilden maviye pekçok renk tonu ile ziyaretçi çekmeye devam ediyor.Cano nehri,büyülüyor,sarhoş ediyor,huzur veriyor.

Siirt'te Çekilmiş Komik Resimler

Siirt'te Çekilmiş Komik Resimler

  Siirt'te sitemiz muhabirleri veya site üyelerimiz tarafından çekilen komik resimler arşivi hizmete açılmıştır. Siz değerli üyelerimiz de kendi çekmiş olduğunuz resimleri yayımlanmak üzere sitemizin mail adresine gönderebilirsiniz.   Site mail adresimiz: siirttenote@hotmail.com   SİİRT KOMİK RESİMLER GALERİSİ...

Gelişmiş Arama